11 Kasım 2015 Çarşamba

Mükellef Karaköy


Herkese Merhabaaaaa,

Seçim günü bana kurs yok sevinci ile pazar mükellef bir kahvaltı yapalım dedik, mükellef kahvaltı deyince aklıma Karaköy Mükellef geldi, hani Arda Türkmen'in mekanı.
Aşçıların açtığı lokanta, restoran ne varsa orada yemek yemekten aşırı zevk alırım çünkü mutfağı bizzat bilen insanların o işi işletmesi bambaşka tat verir. Ne demek istediğimi anladınız.

Ben Arda Türkmen'i çok konuştuğu için televizyonda izleyemiyorum. Yemek pişirtme hissinden ziyade kafa şişmesi hissi veriyor bana ancak arkadaşımın tavsiyesi ile sitesinde yer alan mercimek köftesi, kadınbudu köfte reçetelerini yaptım ve çok lezzetli tam kıvamında bir şeyler çıkardım ortaya.

Kısa bir kaç bilgilendirmeden sonra Mükellef'e neden gitme ihtiyacı duyduğumu açıklayayım. Şu fotoğrafı Ece Zaim kendi instagram hesabında paylaşmıştı;


   
Ben de kendisinin hazırladığını düşünmüştüm, yalnız görüntüye bakar mısınız, örnek olsun diyerekten fotoğrafını çekip yapılacaklar listesine eklemiştim. Kesinlikle böyle bir kahvaltı hazırlayacağım, baktıkça ağzım sulanıyor.
Sonra kahvaltılardan bahsederken arkadaşlara gösterdim ve bir arkadaşım burasının Mükellef diye bir restoran olduğundan ve Arda Türkmen'e ait olduğundan bahsetti, bu şekilde haberim oldu bu mekandan yani.

Başa dönecek olursak, arabayı Karaköy Güllüoğlu'nun üzerindeki katlı otoparka koyduktan sonra buraya yol aldık, ana caddeye doğru yürürken hemen köşede yer alıyor. Asansörle terasa çıktık. Burası bir otelin çatı katında yer alıyor. Mekan küçük ama rahat bir konsepte sahip. Deniz tarafında da kara tarafında da manzara güzel. Kara tarafında neredeyse 180 derece Galata kulesini izliyorsunuz.
Eşim terasın açık alanında oturmak istedi, hani şu tüple çalışan büyük sobalar var ya, onlardan hatırladığım kadarı ile en az 4-5 tane mevcuttu. Hatta engel oldukları için masalar arası geçmek te bayağı zorlandık (bebek arabası nedeni ile). Duru bebek arabasında uyuduğu için doğal olarak onu bebek arabası ile birlikte hareket ettiriyorduk, basamaklardan indirmeye çalışırken baş garson kılıklı bir adam mal mal yüzümüze bakıyor. Yani şu zamanda metroya, otobüse hatta kaldırıma çıkarken bile insanlar bir el atıyor, yardım edelim mi diye soruyorlar... Neyse diyoruz.

Dışarı çıkıyoruz. Bizden başka kimse dışarıda oturmuyor, içeride bir grup var konuşmaları aşırı derecede yankı yaptığı için kendi sesimizi zor duyuyoruz. Dışarıda hava epey rüzgarlı, gölgede soğuk ama güneş sayesinde hissetmiyoruz.  Sobayı yakar mısınız diyoruz. 
Bir hanım garson geliyor siparişlerimizi almak için, ses tonundan hareketlerine kadar acemi olduğu anlaşılıyor, sanırım bir yandan üniversite de turizm okuyor diğer yandan yarı zamanlı burada çalışıyor.

Bir kaç çeşit zeytinden siyah olanının hangisi olduğunu soruyoruz, bilmediğini dilersek öğrenip bize aktarabileceğini belirtiyor peki diyoruz. Bize bir şey söyleyen olmuyor tabi, direkt karışık renkli zeytinleri getiriyorlar masaya. 
Porsiyonları aşağıda gördüğünüz gibi, sizin yorumunuza bırakıyorum. Benim söyleyeceklerim ise tek cümle; ben zor doydum. 
Yani domatese bakar mısınız Allah aşkına, 3 adet ve 1 yarım kiraz domatesten oluşuyor. Yarım salata. Biberi şükür bol tutmuşlar, c vitamini alalım diye herhalde. Peynir 3 dilim ama 1 dilimi serçe parmağım kadardı sanırım. 'Sözde manda' kaymağı ise bir çorba kaşığı kadardı. Zeytin tanelerini saymakta zorlanmazsınız zaten görünüyor.

Kriterlerim mi yüksek ben anlamıyorum arkadaş, çok yerde kahvaltı yaptım da böyle enayi yerine koyanı ilk defa görüyorum.
Garsonların gıcıklıkları da cabası.
Sobayı yakmadıklarını söylemiş miydim? Kıza iki defa söyledik, sonra bir oğlan geldi bir şeyler yaptı orada ve gitti ses yok. 15 dakika sonra kız geldi bize akıl veriyor. Arkadaş gelmiş yakamamış (kışın soğukta ve açık alanda yakılan bir alet değil miydi bu?) eğer soğuktan rahatsız olursak söyleyecekmişiz kendisi servisimizi içeri taşıyacakmış. Allah razı olsun. Yani bize aslında içeri geçin diyor. Dışarı servisin yoksa kapıyı kapat veya de ki terasta servisimiz başlamadı...
İlginçlerdi gerçekten. 
Bizimle ilgilenen garson kızla zaten doğru düzgün karşılaşmadık hep içerideydi, çayımızı bardaki çocuktan istedik, hep o servis yaptı bize. Hesabı isterken bile ortalarda yoktu..

Demem o ki, kaçarak uzaklaştık.
İnanın mükemmeldi demeyi çok isterdim, instagramda da anladığım kadarı ile bizim gibi beklentiler epey yüksek tutulmuş ki, olumsuz yorumlarıma herkes çok şaşırdı.
Yani şöyle mi demeliyim, hiç bir şey beklemeyin ama bolca para bırakacağınızı düşünün. Bu kafayla giderseniz memnun kalırsınız.




3 yorum:

Madam Dö Gonç dedi ki...

Kahvaltı gerçekten bu mu!
Şaşkınlık içerisindeyim.
Arda Türkmen'i ve Ece Zaim'i ben de takipteyim instagramda ve İstanbul'da olsam ilk iş gideceğim mekanlar arasına eklemiştim Mükellef'i.
Gerçekten ayıp etmişler.
İnsanın ne gözü ne de midesi doyar bu kahvaltı ile.

Neslihan Çağlı dedi ki...

Açıkçası ön yargı oluşturmak istemiyorum canım. Belki sen beğenirsin gittiğinde. Ama biz beğenmedik 😔

accacc dedi ki...

Disarda rüzgar oldugu icin yakamamislar sobayi, affedersinde o sobalar kışın disarda yansin diye yapilmamismiydi :)