17 Aralık 2014 Çarşamba

bebeğimiz 1 yaşında oldu bile #Duru1tane

 
Anneciğim, güzel kızım Duru'm. 16 Aralık 2013 gününü düşünüyorum, hayat bizim için yeniden başlamış ve anlam kazanmıştı. Artık bir amacımız vardı, seni korumak kollamak sevmek iyi bir gelecek sağlamak ve dahası. Bir başkasına göre çok zormuş gibi görünen bu sorumluluklar bizim için bir zevkti. Çok lezzetli bir yemeğin tadına bakmak gibiydi hala da öyle. Sen 1 yaşında oldun artık. Daha nice nice güzel yaşların olsun, hayat sana güzel şeyler göstersin, iyi insanlarla karşılaştırsın. Allah izin verdiği sürece annen ve baban olarak biz hep senin arkanda olacağız.
Hiç bir şeyden korkma, cesur ve merhametli bir kız ol. Gezebildiğin kadar çok gez, kültürleri tanı, insanları anlamaya çalış, ön yargılı olma.
Yaradılanı sev yaradandan ötürü.
Seni çok ama çok seven annen
 


 



 

3 Aralık 2014 Çarşamba

Parti detayları

Etsy'den satın aldığım "kırmızı başlıklı kız" teması elime ulaştı. Güney Koreli Jinna, Paperholic markası ile hazırlıyor bu temaları. Benim yamuk yumuk ingilizcem ile iyi kötü anlaştık ve tamamını +8$ ücretle Türkçeye çevirdi bana. Şimdi onları yazıcıdan çıkarıp uhu ve makas yardımı ile hazırlamak kaldı.

Satın aldığım temanın detayları aşağıda, çok şekerler değil mi?







Bugün kurabiyeleri pişiricem, yarınsa şeker hamuru ile kaplayacağım.

2 Aralık 2014 Salı

Doğum günü partimize az kaldı

Selamlar,

Daha dün doğum hikayemi yazmıştım hararetli hararetli :) Evet, yıl sonu geldi, bebeğimizin doğduğu 16 aralık yıl dönümü yaklaştı. 1 yaş her zaman önemlidir bence. Benim 1. yaş günümde annem büyük bir doğum günü partisi hazırlamış, mahallede ne kadar şu an adam olmuş tip varsa hepsinin bebe halleri benim doğum günü fotoğraflarımda :) Büyürken hep o fotoğraflara baktım, 'bak burada 1 yaşındaymışım' dedim kendi kendime. Doğum günü esnasında yaşananlara dair hiç bir fikrim yok fakat benim için yine de unutulmayacak bir anı bence. 1 yaş doğum günü bebeklerden çok anne babalar için hazırlanan bir parti olduğunun farkındayım ancak bir anı kalması konusunda kesin düşüncelere sahibim.

Parti organizasyonları hususunda epey araştırırım ve en orjinal fikir ne ise onu yapmaya çalışırım. Bu konuda her şeyde bizden 5-10 sene önde ilerleyen Avrupa ve Amerika web sitelerinden yararlanırım. Örneğin baby showerımda şu fotoğraf çekilirken elde tutulan çerçevelerden yaptırmıştım, o zamanlar çok nadir vardı Türkiye'de, yabancı sitelerden görmüştüm bende. Sonra kızılay dağıtmış gibi herkesin elinde o çerçevelerden. Çok sıkıcı bir hal aldı. Hele ki elde tutulan şu yazılar... Her gelinle damadın elinde, "güzel kızı kaptık", "babasının kopyası" "anasının kızı" falan gibi... Bu tarz şeyler hazırlamaya pek niyetim yok..
Velhasıl, bizim konseptimiz "kırmızı başlıklı kız" olacak. Çünkü toz pembeler, mint yeşillerden, pastel renklerden biraz uzaklaşasım var. Temamızda renkler; Kırmızı, beyaz, fıstık yeşili , kahverengi ve kırmızı beyaz pöti kareler ile orman olacak. Tema konusunda yine yabancı siteden, Samatha'nın doğum gününden esinlendim. Siz de buradan fikir sahibi olabilirsiniz.

Partilerin olmazsa olmazları Eminönü alışverişini ise dün gerçekleştirdim. Balon sürüsü ile eve döndüm diyebilirim =) En çok hoşuma giden, Duru harflerinden altın rengi kocaman balonlar almış olmam. Birde kırmızı yaldızlı 1 harfi aldım. Bunları helyum gazı ile dolduracağız ve böylece havada duracak. Balonları toptan Tamburacı ve Görenli Han'dan aldım, içeri girince 5-10 metre ileride sağdaki dükkan. Sahipleri aşırı derecede ilgililer ve karşısındaki dükkana göre çok çok uygun. Dükkanın adını almayı unuttum. içerisinde 100 tane balon olan paketi 10 tl.ye aldım, parlak balonlardan. Parlak olmayanlar 7,5 TL. Doğum gününe gelen çocuklar oynasın diye üfleyince baloncuk çıkan zımbırtılardan aldım, 32 tane 12 tl.

Mekan, evimize de yakın olan Kriton Curi parkı içerisindeki kafede olacak. yemekler oradan olacağı için o konuya hiç karışmayacağız, sadece gidip menü organizasyonu yapacağım. Mekanı süslememize izin verdiler ve pastayı biz getireceğiz. Pastayı ise çikolatalı pasta hazırlatacağım (şeker hamursuz), üzerine ben kendim şeker hamurdan hazırladığım figürleri yerleştireceğim. Figürler konsepte uygun olacak, çikolatalı pasta üzerindeki çikolata rendeleri ise orman, toprak havası verecek.

Gelecekler için minik kavanozlarda çilek reçelleri ve hazırlayacağımız şeker hamurlu kurabiyelerden vereceğiz. Reçellerin kapaklarını kareli kumaşla kaplayacağız :)

Güzel olacak inşallah.

23 Kasım 2014 Pazar

Gidesim olan şehirler

En başta Edirne'ye gitmek istiyorum, günübirlik. Pazar sabahtan çıkalım akşam dönelim daha imkanlı şu ara.
Kapadokya. Hiç gitmedim daha önce ve neler kaçırdığımın farkındayım ama olmadı işte :(
Adana 3.sırada. Bir okul arkadaşım var orada yaşıyor, onu da görmüş olurum bahane ile.
Gaziantep! Ahhh canım Antepim, çok seviyorum seni. Oraya gideceğim bir gün tekrar..
Daha önceden defalarca gitmeme rağmen Eskişehir'e gitmek istiyorum trenle. Eşim gitmedi hiç, sohbahar güzel olur oralarda.
Yedigöller'e gitmenin tam sırası!

Gitmek, görmek, yaşamak, koklamak, hissetmek istiyorum bu şehirleri.

10 Kasım 2014 Pazartesi

sweet november =)

Selamlar herkese,
 
Hafta sonu beklediğimden de yoğun geçti :)
Nagehan teyzesi ile
 
Cumartesi öğleden sonra arkadaşım Nagehan bir kahveye uğradı bize, sohbet muhabbet sonrası gitmek üzereyken Tsev'den (Türk Sigorta Enstitüsü Vakfı) arkadaşım Derya eşi ve kızı ile bize geldiler, onların amacı da "bir kahve" içmekti sadece. Kızları Bade ile Duru'nun arasında sadece 1 hafta var :) benden 1 hafta önce doğum yaptı arkadaşım, benim doğum hikayemi biliyorsunuz, Duru, bize beklenenden çok az önce merhaba demişti. Birbirlerini görünce ne yapacaklarını çok merak ediyordum. Duru sevinçten çılgına döndü ama Bade biraz korktu, bizimki sevinç çığlıkları attıkça Bade'de ağladı e tabi deplasmanda olması da etkiledi kuzuyu. Gider ayak birbirlerine alıştılar. Zaten hep öyle olmaz mı? Bizde maaile bir yere giderdik, evdeki akranım çocukla kaynaşamazdım bir türlü, tam kaynaşırdım bizimkiler kalkardı :))


  
Sonra onlar gittiler eşimin kardeşi (kaynım olur kendisi ama bu kelimeden nefret ediyorum bu nedenle kardeşim diyeceğim) geldi, kendisinin doğum günüydü. Dışarı yemeğe çıkardık onu, Palladium'daki kitchenette'ye gittik güzel karnımızı doyurduk, onlar wc'ye yollanınca garsona dedim, bize bir pasta getir üzerinde mum olsun, "kaynımın!" doğum günüsü var :)
çocuklar geri geldiler masaya hooop mum+limonlu cheescake geldi masaya, şaşırdı tabi beklemiyordu :) O gece bizde kaldı. 

 
 
 
 
 
Pazar günü ise şanını duyduğumuz, Vedat Milör abimizin de gittiğini bildiğimiz Fatih, Vatan Caddesinde yer alan Akdeniz Hatay Sofrasında açık büfe kahvaltıya gittik, kimle, eşimin kuzenleri ve eşleri ile. Toplamda 7,5 kişi soluğu Fatih'te aldık. Açık büfe konseptini hiç sevmem, yemeyeceğin bir sürü şey oluyor, yediklerinden bir şey anlamıyorsun, aç gibi saldırıyorsun her şeye. En azından yediklerinin kıymetini bilmiyorsun, nasılsa bir sürü var sınırsız diyorsun. Ben serpmeciyim arkadaş! Velhasıl burası da açık büfe idi ama lezzetler muhteşemdi. Sıradan bir kahvaltının çok ötesindeydi, akşam yemeğinde yiyeceğin türde mezeler vardı ama sabah sabahta olsa güzel gitti :) Kısırlar, arap köfteleri, pastırma, pideler, acılı ezme, humus ve daha aklıma gelmeyen bir sürü Hatay lezzetleri. Salam ve sucuk benzerleri yoktu. Ben zaten bir Gaziantep aşığı olduğumdan o yörenin yemeklerini sabah akşam gece farketmez itina ile hüpletirim :))
 
 
 
 
Güzel bir başlangıç yaptık bu şekilde, kalabalık bol muhabbet mide fesatı ile sinemaya gitmek üzere dağıldık. Sonradan onlar bize katılamasalar da biz eşim, kardeşim ve ben Duru'yu babaneye bırakıp Cristopher Nolan'ın yeni filmi Interstellar'a gittik koşa koşa. Film 2 saat 50 dakika sürüyor. İzledik ve gece 21,00'de evimize döndük.
Film ile ilgili düşüncelerim ayrı post olur o nedenle bir şey yazmayacağım şuan.
 
Yoğun, bol gezmeli bol dost dolu bir hafta sonunu geride bıraktık. Evet Duru uyuyor ve ben bu yazıyı rahat rahat yazabiliyorum. Bebeğimin dün düzeni bozuldu fakat biz tam gaz kendi kendine uyuma operasyonunu sürdürüyoruz. Onun da hoşuna gittiğini düşünüyorum, artık ağlamaları azaldı, yatağa gittiğinde uyuyacağını biliyor. En geç 10 dakika da hoooop uykuda ve geceleri de uyanmıyor...
 
Sevgiler :*

6 Kasım 2014 Perşembe

Mykundak ile uyku eğitimimiz


Merhabalar, 

Duru 6,5 aylıkken kendi kendine uyuması için Mykundak.com adresinden Pınar Hanıma ulaştım ve bir telefon görüşmesi sonrası uyku eğitimi danışmanlığını satın aldık. Pınar Hanım bizi başta uyardı, "gerçekten kararlı mısınız?" dedi. "Evet" dedim. Çünkü uyku eğitimi vermek istiyorsanız hakikaten kararlı ve istikrarlı olmalısınız.


Bebeğinizin gözyaşlarına dayanmak ciddi bir imtihandan geçmek gibi, çok stresli ve üzücü. 

Yalnız ağlamasına dayanabiliyor olmak sadece uyku için değil diğer her şey için önemli bence. Konuşamadığı için ağlayarak derdini anlatmaya çalışıyor, büyüklerde ise ağlamak üzülmenin bir göstergesi olduğu için bebeğinizi yanlış anlayabiliyorsunuz. Her ağladığında burnunun dibinde bitiyor olmak bebekte özgüven eksikliğine neden oluyor. "Nasılsa ihtiyacım olsun ya da olmasında her zaman yanımda olan birisi var, saçını süpürge eden, ne istersem yapan birisi" diye düşünüyor. Yanlış anlaşılmasın sakın, elbette evladınızın yanında olacaksınız fakat saçlarınızı süpürge etmeden :) yani ben kendi yaşadıklarımdan bu sonuca vardım, aksini düşünebilirsiniz elbette.

Bir de benim en sevmediğim şey karşımdaki insanın fedakarlık yapması.. Genelde de annelerimiz öyledir bilirsiniz. Ama bana karşı fedakarlıkta bulunup beni neden kendine karşı gebe bırakıyorsun, bence bu acımasızlık. Bırak düşeyim sonra da ayağa kalkayım, ben sana gerçekten ihtiyaç duyduğumda senden yardım dilerim zaten.

Konu nerelere geldi böyle yahu. Öhööhhö. Uyku eğitiminde Pınar Hanım, bebeğinizin 3 günlük rutinine göz atıp size uygun bir düzen oluşturuyor. Uyku saatleri, beslenme saatleri vs yer alıyor bu düzende, sizde bunu rutin haline getiriyorsunuz. Bebek bu rutine ayak uyduruyor. 

Biz bundan 3-4 ay önce (ramazan ayı idi) 10 gün kadar rutini uyguladık, Duru'yu gündüzleri yatağına koyup çıkıyordum odasından ve 5 dakika içerisinde uykuya dalmış oluyordu. Tabi bu süre içerisinde ağlamaları oluyor, işte bunlara dayanmak zorundasınız. Acabalarla kendinize vesvese vermeyi bırakmalısınız. Bir seferlik yanına gideyim dediğinizde bir sonrakinde sizdeki kararsızlığı seziyor ve bu böyle sürüp gidiyor. İstikrar burada çok ama çok önemli.
Sonra annem geldi bize bir süre kalmaya, eski usul sallanma yöntemine alışık kadın bana çok kızdı, o daha çok küçük ağlatma vs. baskılarına daha fazla dayanamadım, bayramda da Sakarya'ya gidişimiz orada gerekli düzeni sağlayamamam ve insanların bebeği ağlatıyor şuna bak bakışları, ablamın "sosyete misin sen bırak bu işleri" söylemleri beni yıldırdı ve tekrar meme vererek uyutmaya başladım. Duru alışmaya başlamıştı aslında kendi kendine uyumaya, meme verince bir yadırgadığı bile olmuştu "böyle mi uyuyorduk yahu" diye :) bir sürü daha nedenden dolayı uyku eğitimini askıya aldım. Pınar Hanımda üzüldü, epey gözyaşı döktük yazık oldu dedi bana. Yaz aylarında sıcakta da evde durulmuyor, sürekli dışarlarda olduğumuz için erteledim iyice. Taki mememi ısırmaya başlayana kadar. Emzirmek zaten işkenceye dönüştü. Bunun yanında akşamları Duru'yu uyutmaya çalışmam 2 saati bulmaya başlamıştı. Eğitim veririm daha az yorulurum dedim kendi kendime ve eşime bu isteğimi açtım, yalnız o da ağlatma taraftarı değildi. Onunda ikna olduğunu sezene kadar bekledim ve Pınar Hanımla yeniden iletişime geçtim. Bana yeni bir düzen yolladı. 03 Kasım Pazartesi gününden beri uygulamaya çalışıyorum bu düzeni. 3 gecedir hiç uyanmadan uyuyor. Akşam 20,30 da uykuya dalmış oluyor.
Bugünde 09,30da daldı uykuya, 2 saati geçkindir uyuyor zilli :)) Yoksa ben bu yazıyı tek seferde yazabilir miydim :))

Nasıl mutlu olduğumu anlatamam =))

2 Kasım 2014 Pazar

Canım yanıyoooo

Herkeşlere selamlar. Kuzuyla başım dertte bu aralar aslında başım değil memelerim dertte çünkü emzirirken harrrt diye ısırıyor :( dişlerini geçirip o şekilde içiyor sütünü. Bazende emziren anneler bilirler doyduğu zaman bırakırken ısırıp uzatıyor.
İnternette yığınla araştırma yaptım, memeyi kapa arkanı dön, küsmüş gibi yap, asla bağırma, kızma, sessiz kal, burnunu tıka gibi gibi gibi.. hepsini denedim ama bir sonuç vermiyor. bir kaç gün ısırmasa bile yine tekrar ediyor.
Acıdan kıvranıyorum yemin ederim, öyle böyle bir acı değil bıçak saplıyorlar sanki. Yaranın boyutuna bakıyorum tırnak ucu kadar bile değil ama verdiği acı dayanılamaz büyüklükte. Memeden kesmeyi düşünüyorum ama sütüm hazır geliyorken kıyamıyorum da. 

Ne yapacağım bilmiyorum...

15 ekimde çekilen şu fotoğraftaki dişlere baksanıza 8]]