27 Nisan 2015 Pazartesi

Laleler Laleler

İstanbul'un en çok görülesi zamanıdır Nisan sonu Mayıs. 
Zaten baharın gelmesi, doğanın canlanması ile bir üreme, çoğalma isteği ile sokağa çıkma evi yenileme gibi istekler işte tamda bu zamana denk gelir :)

Laleler ile dört bir yanı güzelleşen İstanbul'da laleleri en güzel hali ile görebileceğiniz yerler Avrupa yakasında Gülhane parkı ve Emirgan Korusu, Anadolu yakasında Fenerbahçe parkı, Göztepe 60.yıl parkı ve Hidiv Kasrı ilkaklıma gelenler.

Biz de kah Göztepe'de kah Emirgan'da fotoğraflar çekmek için yollara düştük gel görki cimcime Duru fotoğraf çekildiğini anlayıp sürekli kaçtı benden. Hep kafasının arkasını çektim =)

Bu arada 60. yıl parkında iken bir anne ve kızı ile tanıştık, Duru ile arasında 1 hafta vardı ve onun adı da Duru idi. Oturduğumuz yerler vs herşey benziyordu. Farkında olmadan tahteravalli de bebişleri sallarken uzun bir sohbete daldık ve karşımdaki kişiye kanım çok kaynadı, telefon numarasını isteyecektim başka bir park buluşması için fakat çekindim sormaya. Hatta karşımdaki kişinin de benzer elektriği aldığını hissettim, belki o da isteyecekti ama o da çekindi gibi geldi. 
Sonra eşime anlattım parktaki hoş sohbetimizi, daha ben demeden telefonunu isteseydin dedi, üzüldüm neden istemedim dedim. Hayatlarımız kısa bir anlığına da olsa kesişti ve farklı noktalara ayrıldı.


















19 Şubat 2015 Perşembe

Kızılderili Çadırı

Pinterestte bir süredir gördüğüm bu çadırlardan yapmazsam olmazdı.
Çıtaları Kadıköy'deki Güven Sanatta buldum yalnız çıtalar kısa olduğu için iki tanesini birleştirerek boyunu büyüttüm.
İlk işim köye gidince babama çıta yaptırmak :)



Kumaş zaten evde vardı. Pamuklu kumaş derseniz verirler. 


Işıklar ise yılbaşı ağacı süslemesinden kalma. 
Ama bu ışığı çok seviyorum çünkü diğerleri gibi değil, ince led aydınlatmalı, mum yanıyor hissi veriyor.


16 Şubat 2015 Pazartesi

Kadına Şiddet Dursun artık!!!


İçim yanıyor, canım yanıyor. Çok ama çok üzgünüm. Kadın olduğum için gurur duymam gerekirken neden utanıyorum? Beni buna kim zorluyor?
Özgecan Aslan, masum kardeşim. Kardeşim demek istiyorum çünkü öyle hissediyorum. Daha 20 yaşında taze bir fidan. Hangi şeytan ruhlu insan sana kıyabilir? 

Düşünüyorum. Senin kaderin Mersin'de yaşamak mıydı, başka ilde değil Mersin'de okumak mıydı, o gün arkadaşınla güzel vakit geçirmek istemen miydi? Hayatımızın incecik bir pamuk ipliğine bağlı olduğunu hatırlattın bana. Ataerkil toplumumuzun ne hale geldiğini gösterdin bana. 

Beren Saat'in yazısı, beynimin en karanlık köşelerine ittiğim bir çok yaşanmışlığımın ortaya çıkmasına neden oldu. Bir kaçını paylaşacağım;
Sanırım 15-16 yaşlarındayım, arkadaşımla o zaman yaşadığımız semt Kartal'dayız. Kartal stadının karşısında eskiden bir halk pazarı vardı, büyük bir alanı kaplıyordu fakat dükkanlar nedense terk edilmişti, kullanılmıyordu. Sonra yıkıldı büyük bir spor kompleksi inşa edildi bildiğim kadarı ile hatta. Velhasıl halk pazarının oradan doğru evimize yürüyoruz, bir baktım bir adam 40-50 yaşlarda, bize doğru dönmüş bir şey işaret ediyor sanki. Bu ne diyor ya derken bir bakarım adam açmış önünü gösteriyor bize!! Benim bağırıp koşmamla adamda bizim ters istikametimize doğru kaçmaya başladı. Kalbim yerinden çıkacak, midem ağzıma gelmiş kusucam. Hayatımda hiç o kadar kötü hissettiğimi hatırlamıyorum. Arkadaşım anlamadı ama o da benimle beraber koşmaya başladı. Bir yandan neden koştuğumu anlatmaya çalışıyorum. Sonra arkadaşımın evine yaklaştık baktım adamda istemeden bizim olduğumuz yere gelmiş, bizi görünce korktu hemen yol değiştirdi. Çok iğrenç ve kötü bir durumdu benim için. Teğet geçmişiz.

Yine aynı yaşlardayız, sahilde dolaşıyoruz gençten bir çocuk takılmıştı peşimize. Uzun süre bizi takip etmişti, başta yok canım falan dedik birbirimize ama baktık ciddi ciddi takip ediyor neden sonra birkaç mağazaya girip beklemiş o şekilde atlatmıştık. Yine teğet geçmişiz.

Ve daha ufak gibi görünen ama onlarcası. Laf atmaları saymıyorum bile. Ben bu tacizlerden eşimle tanıştıktan sonra kurtulduğumu farkettim. Zaten hep eşimle beraber sarılarak yürüyorduk sokaklarda, sapıklar yanında erkek olunca yaklaşmıyorlar anladığım kadarı ile.


Beren Saat'in yazısı;

Son olarak Hakan Mengüç'e ait bir yazıyı paylaşmak istiyorum;






Daha yürümeye yeni başlamış erkek bebeklerine "pipini göster oğlum amcalara" diye gururlanmaların neticeleri bunlar. 
Ama her ne kadar istemeyerek dahi olsa şahsa işlenen suçlar için idam geri gelsin.


12 Şubat 2015 Perşembe

Kokulu taş nasıl yapılır?




Merhabalar,

Hepimizin aslında ortaokul sıralarında iş ve teknik dersinde yaptığı bir faaliyeti paylaşmak istiyorum.

Bir arkadaşımın kokulu taş yapma fikri beni de baştan çıkardı, çok sevdim.Yapması oldukça eğlenceli.

İki hafta önce bunun için soluğu Eminönü'de aldık. Malzemeleri temin edebildiğimiz en uygun ve çok çeşide sahip tek yer Özyağcılar Kimya idi. İnternetten satışları da var fakat yerlerine gidip o havayı solumak daha zevkli bence.
Adres: Hasırcılar Cd. Cömerttürk Sk. No:9-E



İhtiyacınız olan şeyler basit. Alçı (nalburda da bulabilirsiniz mutlaka), koku esansı, su ve kalıp.
Tabi ki böyle güzel, havalı modeller için havalı kalıplara ihtiyacınız var. Koku esansını yine belirttiğim yerden temin ettik, benim satın aldığım koku bebek pudrası kokusu idi, lavanta, gül vs. her çeşit koku esansı mevcut. Evde lavanta yağı var benim, onunla nasıl olduğunu da deneyeceğim.

Miktarları kesinlikle şu miktardır şeklinde belirtemeyeceğim çünkü bende deneme yanılma şeklinde çözmeye çalıştım, ancak çok çok az miktarda su eklemeniz gerektiğini söylemeliyim. Alçının suda çözündüğünü farkettim, alçınızın üzerine yavaş yavaş suyu eklemelisiniz. Örneğin iki kalıp için bir plastik bardağa 2,5 kaşık alçı, 1 kaşık su ekledim. Koku esansını da alçının içerisine 1-2 damla ekledikten sonra iyice karıştırdım.

Ağzınızı bir bez ile kapamayı unutmayın, alçının tozları hiç görünmeden boğazınıza kaçıyor, ciğerlerinize gitmesini istemeyiz.

İyice karıştırdıktan sonra kalıbımıza döküyoruz ve en az 15 dakika bekleyip kalıptan çıkarıyoruz. Tam manası ile kuruması 1 gün sürebilir.




8 Şubat 2015 Pazar

Tim Burton'dan Big Eyes



Dün bir film izledim beni çok etkiledi. Aslında kitap ya da film, iyi kurgulanmış biyografiler hep beni etkiler. Roman veya film olacak bir hayata sahipse zaten etkileyici bir şeyler vardır muhakkak.
Dün izlediğim film ise usta Tim Burton'un bir filmi:Big Eyes.



Margaret Keane'nin çizdiği o resimler, o gözler beni benden aldı. Hele ki o güzel resimleri yaparken diğer yandan zamanının gerekleri nedeni ile erkek baskısı altında kadın olmanın ezikliğini yaşıyor olması beni daha da etkiledi.
Zaten resim yapabilen insanları hep kıskanmışımdır. İllüstrasyonları gerçek dışı olmalarından ötürü daha çok seviyorum.

Christoph Waltz'ın oyunculuğuna zaten hastayım. Hani bazı insanlar o filmde oynuyorsa o filmin kötü olması mümkün değildir ya, Merly Streep gibi, o da onlardan biri.

Ben bu filmi çok ama çok beğendim, kesinlikle izlemelisiniz.

Bu aralar filmleri 720pizle.com'dan izliyoruz, size de tavsiye ederim. Big eyes filmini de burada var.






3 Şubat 2015 Salı

Topkapı Sarayı Gezisi

Sömestr tatili sayesinde abimin kızı yeğenim Dilara bize geldi 1 hafta kaldı bizde.
1 gün müzeleri gezelim dedik, Kozyatağı'ndan metro+Ayrılıkçeşmesi'nden marmaray ve Sirkeci istasyonunda inip Topkapı Sarayına yürüdük. Aklınızda olsun 18 yaş altı kimselere Kültür Bakanlığına bağlı müzeler ücretsiz. Bana ise müze kart aldık.

Topkapı Sarayını gezecekseniz bir kaç tavsiyem olacak. 
  • Yanınıza atıştırmalık yiyecek alın, sandviç, ekmek arası peynir, bisküvi ya da ne isterseniz ve suyunuzu unutmayın lütfen.
  • Sarayın içerisi o kadar büyük ki gezmekten ayaklarınıza karasular inecek, bunun için rahat spor giyim ve spor ayakkabı tercih ediniz.
  • Günün büyük bölümünü buraya ayırmalısınız, gezmesi epey uzun sürüyor.
  • Girişteki 20 tl.ye satılan rehberlerden satın almak faydalı olacaktır.
  • Çok kalabalık grup arkadaşlarla gitmeyin, hatta mümkünse yalnız gidin. Kulaklığınızdaki rehberle beraber özgürce dolaşabilirsiniz.
  • Harem'e giriş ayrı ücrete tabidir, 15 TL. Ne müze kart ne de müze kart+ geçiyor burada.













Uncharted3'teki İstanbul'da geçen bölümlerin yer aldığı kısım için burası kullanılmış 








Çarpı işi

Kanaviçe demeye dilim varmıyor çünkü o kadar uzun boylu değil benim yaptığım. Ama kanaviçeyi sevmek istiyorsanız çok güzel bir başlangıç olabilir.
Bende truva yayınlarının hazırladığı bir kanaviçe kiti satın aldım, içerisinde şablon, ipler, makas, iğne, kumaş (yada adı her neyse) hepsi vardı. İlk önce tabandan başladım güzel gidiyordu ta ki diğer renkler devreye girene dek. Sürekli kare atlıyordum. Gerçekten sabır işi ama bende o kadar sabır yada zaman yok maalesef.
Sonra pinterestte şablonların arasında kayboldum, baktıkça özendim baktıkça aşık oldum. Sonra baktım beni motive edeceğine sinir etmeye başladı bu model ve hemen tek renk bir şablon seçtim ve takriben 2 saat içerisinde tamamladım :)
Çok eğlenceli, stres atmalık.
Tavsiye ederim.