24 Haziran 2014 Salı

Çeşme ve bebekli çift biz

 
Eveeet, ilk tatilimizi de bitirdik döndük yuvamıza. Hiç sevmiyor olsak da bebekli ilk tatil deneyiminden ötürü "herşey dahil" tarzında bir otel arayışı içerisine girdik. Antalya'ya zaten yeni gitmiştik düğün nedeni ile, Bozcaada'yı çok seviyoruz fakat Ayazma Plajını bilenler bilir, kar suyu desek az olmaz bebeği bırak büyükler bile zor giriyor. İzmir, Çeşme'ye ne zamandır gitmek istiyorduk derken Sheraton Çeşme otelinde karar kıldık.
 
Otel gayet başarılı, sabah ve akşam açık büfe restoran dahildi. Lakin insanlar ne kadar zengin olursa olsun açık büfeyi görünce bir canavara dönüşebiliyorlar bunu bizzat deneyimledim. Koca koca adamlar sıra kavgası yaptılar önümde, bir kapışma bir koşturma... Ya arkadaş garsonlar yetişiyorlar merak etme, sürekli yenisini getiriyorlar... Neyse işte insanlığın avcılıktan, mağaradan geldiğini bir kez daha hatırladıktan sonra otelin genelinden bahsedeyim gideceklere, Ilıca plajının ortasında yer alıyor, kumsalı mükemmel denecek kadar güzel, denizi bildiğin turkuaz. Hani efsane var ya "gidiyorsun, gidiyorsun su seviyesi hala belinde", işte orası Ilıca. Biz Sheraton'un beachinden memnun olduğumuz için ve arabamız olmadığı için farklı yerlerde denize giremedik. Seneye inşallah.
Otelin yemekleri gayet lezzetliydi ancak her otelde olduğu gibi 4. günden sonra yemeklerin tadı aynı gelmeye ve kendisini tekrar etmeye başladı.
 
odamız deniz manzaralıydı ama pek bir işe yaramadı :)
 
Ilıca'da pek yapılacak bir şey yok maalesef. Kumrucu Erol'a gittik, kumru yedik o kadar. Aman aman bir yürüyüş sahili yok. Oralarda dost pide vardı,biz dost kazığı dedik oraya :) lahmacun 8 TL gerisini siz düşünün.
 
 
 
Çeşme ilk gün çok sıcaktı merkezinde dolaştık sadece ve bize çok sıkıcı geldi, 6.gün yeniden gittik Marina'yı falan dolaştık meğersem oralar daha güzelmiş, sonradan Çeşme gözüme epey güzel göründü ve çok geç farkettiğim için üzüldüm. Seneye inşallah. İmren Lokantasında yemek yedik çok lezzetli ve ilçenin geneline göre gayet uygun fiyatlıydı. Bir de Rumeli Pastanesi var merkezde, sakızlı muhallebisi çok güzeldi, hediyelik sakızlarımızı da Rumeli Pastanesinden aldık. Diğer rüzgar değirmeni tarzında hediyelik eşyalarınızı da Çeşme'den almanızı tavsiye ederim. Daha uygun.
 
 
yukarıdaki ve aşağıdaki fotoğraflar Çeşme Marina'da,aslında bir avm
 
imren lokantasının mezeleri ise harika, taptaze
 
Alaçatı ise ayrı bir konu olur. Tartışılır bir yanı var, aşırı derecede pahalı ama lanet olsun sokakları çok romantik :) çok cicili biçili her yer. Tam kızlara göre. Alaçatı'da genelde İmren Pastanesindeydik. İrmik helvası enfes. İlk gün Çeşme'yi beğenmeyince her akşam Alaçatı'daydık.
 
begonviller harika, Marmara bölgesinde yetişemiyor maalesef :(
 
 
imren pastanesinde sufle, başarısızdı
 
irmik helvası ise çok güzeldi
 
 
 
Genel itibari ile Çeşme pahalı bir yer, konaklamayı ucuza ayarlayıp (ev, pansiyon vs. kiralama gibi) dışarda yemek yemek, farklı beachlerde denize girmek daha mantıklı olabilir.
 
Ulaşımı Çeşme otogardan kalkan minibüsler ile sağladık. Bu minibüsler Çeşme, Ilıca, Alaçatı arasında çalışıyorlar. Ilıca tam ortada yer aldığı için Çeşme'ye 3,50 TL, Alaçatı'ya 2,50 TL.ye gidebiliyorduk.
İstanbul'dan giderken ise uçak yolculuğu yaptık, Havaş 20 TL.ye sizi direkt olarak Çeşme otogara götürüyor oradan taksi veya minibüsle otele ulaşabilirsiniz. Taksi 35 TL.tutuyor, 5 km yol için oldukça pahalı olduğunun farkındayım ancak Çeşme'de taksi fiyatları bu şekilde. Taksiye binerken bir daha düşünün yoksa Çeşme tatilinizde unutamayacağınız bir anı olabilir :))) Biz uçak biletlerine 500 TL. verdik, Havaş shuttle kişi başı 20 TL toplam 80 TL. 35 TL*2 70 TL.de taksi parası dersek yani yol parası bize toplamda 700 TL.ye geldi, arada Alaçatı'dan otele bindiğimiz taksileri (15 TL.), minibüsleri ve İstanbul dönüş shuttleları saymıyorum. Açık açık yazmamın nedeni, arabayla gitmeyecekseniz tekrar düşünün :)) 

 dönüş yolunda, adnan menderes havalimanı mimarisi pek havalı olmuş
 
İyi tatillerrrr

23 Mayıs 2014 Cuma

Uyku eğitimi

Geçen ay Antalya'ya gittik, uçakta kalkış ve inişlerde Duru'yu emzirirsem (ya da emzik verebilirdim ama bizimki istemiyor) kulaklarının basınç yapmasını engelleyeceğini söylediler. Bende öyle yaptım, fakat bizimki emerken uyuya kaldı ve bende uçakta olduğumuzdan dokunmak istemedim ve biz Antalya'ya inene dek içeride bekleme süresi vs. 1,5 saat boyunca meme emer vaziyette uyudu... Sonra ne mi oldu? Tabi ki bu keyif veren durumu bir daha bir daha ister oldu. Ben de kaldığımız evde disiplin uygulayamadım ve uyuması için meme verir oldum. Sadece bir hafta yetti de arttı. Artık uyumak için sızlanmalar, meme istemeler. İlk zamanlar benim için sıkıntı değildi fakat Antalya dönüşü sonrasında, gece azami 4 defa sadece acıktığında uyanan bebek 7-10 defa kalkar oldu. Bu kalkışlar 5 defa da olsa açlıktan değil meme emmek istediği için olduğu çok belliydi. Ağlama tarzı dahi farklı oluyor çünkü.
Gebeyken keşke hafta hafta bebeğin ne alemde olduğunu takip edeceğime dünyaya gelince beni neler bekliyor, uyutma teknikleri vs. neler gibi daha önemli konular hakkında bilgiler toplasaydım. Geleneksel yaklaşımları, biz nasıl büyüdük bir şekilde büyürleri bir kenara bıraksaydım keşke... Fakat ne olursa olsun ilk bebek bir deneme bir tecrübe oluyor.
İlk 40 gün annem kaldı yanımda, sürekli sallamaya çalıştı ben sallamayalım desem de nafile... Hatta sonradan hamak tarzı bir beşik aldık. Annem sürekli sallanmak istiyor bu deyip duruyor... Ne alaka ya, yok öyle bir şey arkadaş. Gaz sancıları oldu ilk 3 ay, ondan zorlanıyordu ağlamaları vardı... Sallanarak uyuyordu elbette fakat illa beni sallayın uyuyacağım diyen bir bebek olmadı. Memeye alışmaya başladığı zamanlarda da beşiğine koyar koymaz avaz avaz bağırmalar, belli ki sallanmak istemiyor. Artık sallanma istemiyor fakat meme emmek istiyor.
Biz anne baba olarak ne kadar elimizden geleni yapmaya çalışırsak çalışalım, dış etkenler hep işin içinde oluyor ve bir şekilde düzeniniz bozuluyor. Belki şimdi sallayarak uyutmaya çalıştığımız zamanlar Duru'nun aklından; Bunlar ne yapmaya çalışıyor ya? gibi sorular geçiyordur :)
Bebek doğduğu andan itibaren sağdan soldan herkes bir şey söylüyor. Gaz ilaçları mı dersin, sallama teknikleri mi dersin hepsini kulak arkası ettiğim için çoğunu hatırlamıyorum ama gel gelelim insanda belli bir zaman sonra kafa karışıklığı yapıyor. Doğrusu neydi ya? diyorsun.
Bir de su içirme mevzusu var... Doktorlar bangır bangır bağırıyor su içirmeyin, sütün %75'i sudur diye. "Ama biz içiriyorduk" diyorlar, ısrar ediyorlar bir de... Gizli gizli su içirmeye çalıştıklarını da tahmin ediyorum :)
Hele geçen ne oldu. Duru 4 aylık o sıralar. Dayımlar geldi oturmaya, Duru'nun yok bir sıkıntısı, mızıldanmaya başladı, yengem akıl vermeye başladı, sürekli emzir sürekli emzir diyor bana. Yenge dedim, bebek olmuş 4 aylık hala mı şunu yap bunu yap. 4 ay ne yaptıysak onu yapmaya devam edeceğiz, eğer doğru düzgün devam ediyorsa. Annem de geçenlerde gelmişti, Duru sallanmak istemiyor belli ki, koydu beşiğe bir ileri bir geri hızlı hızlı sersemletecek kıvamda sallıyor çocuğu. Bizimki bağırıyor ama. Uykusu da var belli, gözler kapalı kızarmış.
Bizim en büyük hatamız bebeğe uykuya nasıl dalacağını öğretmemek oldu. E biz bilmiyoruz ki öğretelim. Sallamayı veya memeyi ya da başka bir şeyi uykuyla başdaştırmasına neden olduk. Halbuki ablam iki oğlunu da yatağına koyar üzerini örterdi, onlar kendi kendilerine uyurlardı. Şimdi internette ufak bir araştırma yapınca Mykundak ile tanıştım. Onlardan danışmanlık almayı düşünüyorum, bu konuda mesafe kat etmiş bir çok anne var, sitesinde yaşanan hikayeleri okuyabilirsiniz.
Benim bebeğim aslında kendi kendine gece uykularına geçmişti daha 40 günün içerisindeyken. Gece 11'de uyuyup sabaha karşı 4'te kalktığı çok oluyordu. İşte sonradan bozuldu kuzumun uykusu.
Bakalım, gelişmeleri yazacağım.
Sevgiler.
 

20 Mayıs 2014 Salı

Polom Canım Bebeğim ♥♥♥♥

 
Ben de aşık olmuş durumdayım  ♥ Elim kulağımda Polomun gelmesini bekliyorum =) Benim ilk arabam şuan gümrükten geçmeyi bekliyor, yarın öbür gün en geç haftasonuna kavuşacağız. Çok heyecanlıyım, çokta sevinçli :)
Volkswagen bambaşka bir tutku gerçekten. Olanlar güle güle kullansınlar ama bir Hyundai ne bileyim bir Citroen ya da Reno alsaydık bu kadar sevinçli olacak mıydım acaba, evet sevinçli olacaktım ama bu kadar değil sanırım. Polom kaymaklı oldu beyaz beyaz =)))
 
 

Artık bol bol gezeceğiz!! Allah kazasız belasız kullanmayı nasip etsin inşallah.
 
 
 
Fotoğraflar Volkswagen facebook sayfasından

16 Nisan 2014 Çarşamba

Tutumuz

Cuma günü Antalya yolcusuyuz... Bebişimiz ilk kez uçağa binecek. Bakalım nasıl geçecek çok merak ediyoruz. Uçak kalkış ve inişlerde emzirmemi önerdiler, hostes de uyaracakmış bu konuda zaten.
Opera Pasajında bulunan Dansçı Abiye Dükkanından çok güzel abiye bir elbise sipariş ettim, kısa etekli pudra rengi. Duru'ya da pudra rengi tülden tutu yaptım. Ana kız aynı renk olacağız kısmetse =)
İleride ayaklansın aynı şeyler giyeceğiz, bayılıyorum baba oğul, anne kız bir örnek giyinmeye... Sizce de güzel olmuyor mu?


14 Nisan 2014 Pazartesi

Pazar günü

Selamlar olsun herkese. Minnoş hazır uyuyorkene pazar günü yaptiklarimizi sıkıştırayım araya.
Dün anneler bize gelince Duru'muzu bıraktığımız gibi doğru caddeye Noah filmini izlemeye. Doğrusu sokağa bebesiz çıkınca bir afallama bir şaşkınlık bir ellerin boş kalmış sanki ve cep telefonunu evde unutmuşsun benzeri hisler yaşadık anne baba olarak ☺
Velhasıl ckm'ye gittik ki film başlamış öteki taaa bilmem kaç saat sonra... buraya da ne zaman gelsek aynı terane.
Bu güzel havada sinemada ne işin var in Caddebostan sahiline diyenleri duyar gibiyim ama öyle olmuyo işte. Bebekle gidilemeyecek yerler 1. tercih oluyo o zamanlar.
Sonra dedim sinema olmadı tiyatro yapalım. Yatak odası diyalogları diye bir oyun vardı. Birol Güven klasiği bir oyundu. 10 üzerinden 5 diyebilirim. Başta çok sikiciydi, evliliği kötüleyen bir oyundu. Ayrıca evli olduğumuz halde oyundaki çiftle pek empati kuramadim... Ayrıca suan grupanya da biletleri yarı fiyatına gördüm ve sinir oldum...
Sonra cookshop a gittik. Magnolia yerine Pollyana yedim bu sefer. Birbirine çok benziyor. Damla sakızlı muhallebi, kavrulmus kadayıf ve fındıkla yapılıyor oldukça hafif ve güzeldi. Evde Magnolia muhallebi tarifi ile deneyecegim 😆
Sonra bebişimizi çok özledik. Bebek Arabasını indir kaldır, karnı açıktı mi acaba Nerede doyuracagim her an aglayabilir mi falan gibi şeyler hayatımızın bir parçası olmuş. Uzaktan bakınca dert gibi görünse de bence bunlara dogumla birlikte göğüs germis oluyorsun otomatikman.
Onun varlığı herseyden daha güzel. Bunu ancak anne ve baba olunca idrak edebilirsiniz.
Sevgiler


Posted via Blogaway

12 Nisan 2014 Cumartesi

Misafirdik

Dün kızımla kahvaltıya gittik bir arkadaşıma, Çekmeköy civarlarında oturuyor kendisi.
Minnoşumla ilk kez yalnız başımıza bir otobüse bindik, sağolsun hiç zorluk çıkarmadı otobüse biner binmez uyudu zilli. 19S'ye bindik bizim buradan ve çok uzun sürmedi yolculuk.
Arkadaşımın evi çok zevkli vintage, romantik tarzda döşenmişti. Hazırladığı sofra da cabası :)